BLOG

Karadeniz: Dünyanın tahıl ve bakliyat ambarı mı, gıda güvenliğinin kırılgan merkezi mi?

09 Haziran 20265 dk okuma

Prof. Dr. Mustafa Bayram
TABADER Başkanı
Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Mühendislik Fakültesi Dekanı


Karadeniz, bugün dünya tahıl ve bakliyat ticaretinin en stratejik havzalarından biridir. Ancak bu bölgeyi yalnızca üretim ve ticaret kapasitesiyle okumak eksik olur. İklim değişikliği, jeopolitik gerilimler, lojistik kırılganlıklar ve gıda güvenliği riskleri, Karadeniz ülkeleri arasında ticaretin ötesine geçen yeni bir iş birliği anlayışını zorunlu kılıyor.

Son yıllarda dünya, enerji savaşlarının, ticaret savaşlarının ve jeopolitik rekabetlerin gölgesinde yeni bir gerçekle yüzleşti: Gıda artık yalnızca bir tarım meselesi değildir. Gıda, ulusal güvenliğin, ekonomik istikrarın ve uluslararası barışın temel unsurlarından biri haline gelmiştir. Tahıl ve bakliyatın da en önemli merkezi ise Karadeniz’dir.

Bir zamanlar petrolün belirlediği küresel dengeler, bugün giderek daha fazla buğday, mısır, mercimek ve nohut gibi temel ürünlerin etrafında şekillenmeye başlamaktadır. Çünkü enerji olmadan ekonomi yavaşlar; ancak gıda olmadan toplumlar istikrarsızlaşır. Yüzyıllar boyunca yüzlerce kıtlık döneminden geçen gıda, her zaman ülkeleri ve bölgeleri de krize sokmuştur. Özellikle son yüzyılda bu tür krizlerin sıklığı ve etkisi daha da belirgin hale geldi. Bugün tehlike çok daha büyüktür.

Bu yeni dönemin merkezinde ise Karadeniz bulunmaktadır. Karadeniz uzun yıllar boyunca daha çok jeopolitik gerilimler, enerji koridorları ve askeri dengeler üzerinden değerlendirilmiştir. Oysa bugün dünya nüfusunun beslenmesinde oynadığı rol, bölgenin stratejik önemini bambaşka bir seviyeye taşımıştır.

Rusya, Ukrayna, Türkiye, Romanya ve Bulgaristan başta olmak üzere Karadeniz havzası, dünyanın en önemli tahıl üretim ve ticaret merkezlerinden biridir. Dünya buğday ihracatının büyük bir bölümü bu coğrafyadan gerçekleşmektedir. Mısır, arpa ve ayçiçeği ürünlerinde de benzer bir tablo söz konusudur. Karadeniz bu ülkelerin yanı sıra Karadeniz’in ikinci halkasında yer alan ülkelerin de olduğu büyük bir jeopolitik bölgedir. 


Ancak dikkat çekici olan yalnızca üretim büyüklüğü değildir. Asıl önemli olan, dünyanın giderek artan bir şekilde Karadeniz’e bağımlı hale gelmesidir. Afrika’daki bir ekmek fiyatı, Orta Doğu’daki bir gıda yardımı programı veya Güney Asya’daki yem sanayi maliyetleri, çoğu zaman Karadeniz’deki gelişmelerden etkilenmektedir. Bu durum bölgeyi yalnızca bir üretim merkezi olmaktan çıkarmış, küresel gıda sisteminin kritik bir düğüm noktası haline getirmiştir.

Ne var ki dünyanın en önemli gıda koridorlarından biri olan Karadeniz, aynı zamanda dünyanın en kırılgan jeopolitik bölgelerinden biridir. Son yıllarda yaşanan gelişmeler bunu açık biçimde göstermiştir. Bir limanın kapanması, bir sigorta krizinin ortaya çıkması veya ticaret koridorlarının aksaması, birkaç hafta içerisinde dünya piyasalarında büyük fiyat dalgalanmalarına neden olabilmektedir.

Dahası, iklim değişikliği bu kırılganlığı daha da artırmaktadır. Diğer coğrafyalardaki görülecek olan iklim krizi gelecekte Karadeniz’i kuzeyde olması sebebi ile daha önemli hale getirecektir.

Bu tablo, gelecekte gıda güvenliğinin yalnızca üretim miktarıyla açıklanamayacağını göstermektedir. Asıl mesele, üretimin sürdürülebilirliği ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığıdır. Tam da bu noktada yeni bir soru ortaya çıkmaktadır: Karadeniz ülkeleri, enerji alanında zaman zaman geliştirdikleri bölgesel iş birliklerine benzer bir yaklaşımı gıda alanında neden geliştirmemektedir?

Bugün Karadeniz ülkeleri arasında tahıl ve bakliyat alanında çok güçlü ticari ilişkiler bulunmaktadır. Ancak bu ilişkilerin büyük bölümü ticaret odaklıdır. Bilimsel iş birliği, ortak risk analizleri, iklim projeksiyonları, erken uyarı sistemleri ve uzun vadeli gıda güvenliği planlamaları henüz istenilen düzeyde değildir.

Oysa dünyanın karşı karşıya olduğu riskler giderek büyümektedir. Birleşmiş Milletler projeksiyonlarına göre önümüzdeki yirmi beş yıl içerisinde dünya nüfusu yaklaşık iki milyar kişi daha artacaktır. Aynı dönemde tarım alanlarının genişleme potansiyeli ise son derece sınırlıdır. Daha az suyla, daha az kaynakla ve daha yüksek verimlilikle üretim yapmak zorunlu hale gelecektir. 

Bu durum özellikle bakliyat ürünlerinin önemini artırmaktadır. Uzun yıllar boyunca tahılların gölgesinde kalan mercimek, nohut, fasulye ve bezelye gibi ürünler artık stratejik ürünler olarak görülmektedir. Çünkü bakliyatlar yalnızca ekonomik ürünler değildir. Onlar aynı zamanda geleceğin protein kaynaklarıdır. Düşük karbon ayak izleri, su verimlilikleri ve sürdürülebilir üretim özellikleri nedeniyle bakliyatlar, iklim değişikliği çağının en önemli tarımsal ürünlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Karadeniz çevresindeki ülkeler bu konuda da önemli avantajlara sahiptir. Türkiye’nin mercimek ve nohut ticaretindeki tarihi rolü, Rusya ve Ukrayna’nın geniş tarım alanları, Romanya ve Bulgaristan’ın Avrupa pazarlarına erişimi birlikte düşünüldüğünde, bölgede benzersiz bir potansiyel ortaya çıkmaktadır.

Ancak potansiyel tek başına yeterli değildir. Potansiyelin yönetilmesi gerekir. Bunun için de ortak akla ihtiyaç vardır. Peki dünyanın en önemli tahıl havzalarından biri için neden benzer ölçekte bilimsel ve stratejik bir iş birliği altyapısı bulunmamaktadır?

Bu soru önümüzdeki yıllarda daha sık sorulacaktır. Çünkü geleceğin rekabeti yalnızca üretim miktarı üzerinden şekillenmeyecektir.

Veriyi yönetenler, riski öngörenler ve iş birliğini geliştirenler avantaj sağlayacaktır. Karadeniz ülkeleri arasında geliştirilecek düzenli bilimsel iletişim mekanizmaları, ortak raporlama sistemleri ve gıda güvenliği platformları yalnızca bölgesel üreticilere değil, küresel tüketicilere de fayda sağlayacaktır. Bunun ilk adımı da tahıl ve bakliyat üzerine olmalıdır. Yeni bir inisiyatif, yeni bir platform, yeni bir politika gereksinimi bulunmaktadır. İşte yeni dönem bununla ilgili olacaktır ve bu alanda yeni bir uluslararası yapı oluşturulmaya başlanmıştır. Yakın zamanda bu yeni platform kamuoyuna da duyurulacaktır (BGPS).

Belki de daha önemlisi, gıda alanında kurulacak bu yeni iş birlikleri siyasi alanlarda kurulması zor olan diyalog kanallarını açabilecektir. Tarih bize göstermektedir ki ticaret, bilim ve gıda çoğu zaman diplomasinin önünü açmıştır.

YENİ DÖNEM İÇİN YENİ BİR KARADENİZ VİZYONU

Ortak tarımsal sorunlar üzerinde çalışan bilim insanları, aynı masada buluşan sektör temsilcileri ve ortak gelecek vizyonu geliştiren uzmanlar, bölgeler arası güvenin oluşmasına katkı sağlamaktadır.

Bu nedenle Karadeniz’e yalnızca bir deniz olarak bakmak artık yeterli değildir. Karadeniz aynı zamanda dünyanın gıda, tahıl ve bakliyat geleceğini şekillendirebilecek bir bilgi havzasıdır. Belki de önümüzdeki dönemde ihtiyaç duyulan şey yeni limanlar, yeni depolar veya yeni ticaret anlaşmalarından önce, yeni bir düşünce biçimidir. Üretimden ticarete, iklimden lojistiğe kadar tüm paydaşları aynı çatı altında buluşturabilecek, bilimsel temelli, uluslararası ve uzun vadeli bir yaklaşım...

Çünkü gelecekte ülkelerin gücü yalnızca sahip oldukları kaynaklarla değil, bu kaynakları ne kadar akıllıca yönettikleriyle ölçülecektir. Ve Karadeniz, bu sınavın tam merkezinde yer almaktadır.

Bugün atılacak adımlar yalnızca bölge ülkelerinin değil, dünyanın gıda güvenliğini de etkileyecektir. Karadeniz’in geleceği artık yalnızca Karadeniz ülkelerinin meselesi değildir. Karadeniz’in geleceği, dünyanın gıda, tahıl ve bakliyat geleceğidir.

Makale Kategorisindeki Yazılar
11 Temmuz 201715 dk okuma

Depolanan ürünlerin kontrolünde ozonun ölümcül dozları

“Kuru tohumlarla beslenen böcekler için tahıl depoları mükemmel bir yaşam alanıdır: böcekler olum...

09 Mart 20224 dk okuma

Akıllı çözüm: Enzimlerle emülgatörlerin ikame edilmesi

18 Mayıs 20174 dk okuma

2016’da Dünyada ve Türkiye’de Çeltik Sektörü

“Dünya çeltik ekim alanı son yıllarda 160 milyon hektarın üzerine çıkmıştır. Çeltik üretimi ise...